Toplum ve Siyaset - Birey toplum sorunları ve çözüm önerileri, sosyal hizmet alanında bilgiler...

EditörReklamİletişim Site içi arama:
 
Reklam
vermek
istiyorum!
 
 
E-mail:
Şifre:
   
Üye Olmak İstiyorum
Şifremi Unuttum
 
Kaynak Bilgiler
Aile
Araştırmalar
Çocuk-Gençlik
Emek Dünyası
İnsan Hakları
Kişisel Gelişim
Kültür Sanat
Güncel Siyaset
Sosyal Sorunlar
Sosyoloji-Tarih-Felsefe
Söyleşiler
Foreign Sources
 
Site İçeriği
Haberler
Linkler
En Çok Okunanlar
İlanlar
Forum
 
İstatistikler
Kayıtlı Yazı: 1618
Kayıtlı Üye: 2120
 
Anket
Yeni siyasal partilere ihtiyaç var mı?
Hayır
Evet
Sonuçlar
 
 
Sosyoloji-Tarih-Felsefe
 
Bir Gündelik Hayat Pratiği Olarak Giyim Alışkanlığı: Güneydoğuda Giyim Tarzları
( vefa • Okunma Sayısı: 2470 )
 
 
Bir Gündelik Hayat Pratiği Olarak Giyim Alışkanlığı: Güneydoğuda Giyim Tarzları
-Diyarbakır’ın Kulp İlçesi Örneği-
Vefa AKDOĞAN

Giyim alışkanlıkları ile sosyal, kültürel, ekonomik ve coğrafi durumlar arasında ciddi bir ilişki vardır. Bu unsurlar coğrafyalara göre değişiklik arz etmektedir. Bu nedenle Kulp ilçesindeki giyim alışkanlıklarına baktığımızda da bu unsurların farklılıklarını ve kendi özgüllükleri bağlamında oluşturdukları yapıya bakmak gerekir.

Kulp ilçesindeki sosyal hayata baktığımızda geleneksel toplum ile modern toplum arasında bir geçiş özelliği gösterdiğini söyleyebiliriz. Son yıllarda hem dünya genelinde yaşanan küreselleşme olgusu, hem de 1990’lı yılların başında bölgede yaşanan terör olayları nedeniyle köylerinden göç edip ilçe merkezine yerleşmek zorunda kalan vatandaşların kent kültürüne adaptasyonunda yaşanan sosyal değişimler doğal olarak vatandaşların giyim alışkanlıklarında da ciddi değişim ve dönüşümler yaratmıştır. Daha önceleri geleneksel toplumun kalıplarına bağlı olarak muhafazakâr bir sosyal ilişkiler ağı içerisinde hareket eden ve bu ilişkilerin gerektirdiği ölçülerde bir giyim alışkanlığını edinen birey son yıllarda geleneksel toplumun eski gücünü yitirmesiyle biraz daha modern ve sosyal ilişkilerin baskıcı mekanizmasından kurtulmuş bir giyim tarzına kavuşmuştur. Bu nedenle eskiden bir kadının giyimi dini inançların ölçütlerine bağımlı olurken, günümüzde bu, modern gündelik hayatın ve popüler kültür modasının tekeli altına girmiştir. Bir iki form arasındaki geçiş sürecinde yaşanan değişimi anlamak için belki de insanların fikirlerinden ziyade bakılması gereken ilk gösterge giyiniş kodlarıdır. Örneğin eskiden dini inançların gerektirdiği gibi kapalı giyinen bir bayan bugün İstanbul’da, Ankara’da ve belki de Newyork’da yaşayan bir bayanın giyim tarzına yakın giyinebilmektedir. Giyim alışkanlıklarında yaşanan değişimi göstermek açısından ilginç bir ayrıntıdır bu. Eskiden etek, uzun çorap, bluz, gömlek gibi kapalı elbiseler giyen kadınlar günümüzde kot pantolon, capy, kısa etek vb modern giysiler giyebilmektedir. Erkekler eskiden şalvar giyerken günümüzde bazı yaşlılar dışında şalvar giyen bir erkeğe rastlamak nerdeyse imkânsızdır. Bütün bunlar gündelik sosyal hayat ile giyim tarzı ve alışkanlıkları arasında doğrudan bir ilişkinin olduğunu kanıtlamaktadır.

Bir yerdeki kültürel kodlar ile giyim alışkanlıkları arasındaki ilişkiye baktığımızda görünen ilk şey, giyim alışkanlıklarındaki farklılık ve özgünlüğün temelinde kültürün etkisinin yadsınamayacağıdır. Bugün Kulp’ta yaşayıp şalvar giyen bir erkek ile İskoçya’da yaşayıp etek giyen bir erkeğin giyim alışkanlıklarındaki farklılığın temelini kültür oluşturmaktadır. Sosyal ilişkilerle bütünleşmiş olan kültürel pratikler bir yöredeki giyim alışkanlıklarının ayırt edici özelliklerini sunarlar bize. Örneğin hayatında ilk defa Kulp’a gelen bir yabancının ilçede yaşayan bir yaşlı üzerinde göreceği şalvar belki de onu direk bu gösterge üzerinden burada yaşayan insanların kültürel bir farklılıklarının olduğu düşüncesine götürecektir. İlçede yaşayan vatandaşların sosyal ilişkileri ile benimsedikleri geleneksel kültür kalıpları birbiriyle iç içe geçmiş ve bu onların giyim alışkanlıklarına da sirayet etmiştir. Örneğin evlenen bayanların başlarına taktığı beyaz tülbent hem dini gerekliliklere uyma anlamında sosyal toplumsal mekanizmanın bir ifadesi hem de diğer yerlerde dini pratiği gerçekleştirmek için takılan türbandan farklı olması anlamında da kültürel özgünlüğün bir ifadesidir.

Ekonomik yapı ile giyim alışkanlıkları arasında da ciddi bir ilişki vardır. Marksist bir terminolojiden bakarsak sınıflar arasındaki ayrımın ilk cisimleştiği alan insan bedeni yani giyimidir. Dışarıdan bakıldığında bir bireyin burjuva mı yoksa proleter mi olduğunu en rahat giydiği elbiseden anlayabiliriz. Bu nedenle özellikle küçük ölçekli yerleşim yerlerinde insanların giyimleri ile toplumsal iktidar ve statüleri arasında doğrudan bir ilişki vardır. Kulp ilçe merkezinde oturan bir birey ile köyde oturan birey arasındaki giyim farklılığının bir nedeni de ekonomik durumla ilgilidir. Ayrıca yapılan ekonomik etkinliğin etkisi de yadsınamaz. Örneğin köyde tarlada çalışan ya da hayvancılık yapan bir bireyin giyim tarzı ile ilçe merkezinde esnaf ya da memur olan bir bireyin giyim tarzı da farklı olabilmektedir.

Son olarak iklim ve coğrafi özelliklerin de insanların giyim alışkanlıkları üzerinde etkisi çok barizdir. Nitekim 18. yüzyılda yaşayan ünlü Fransız toplumbilimci Montesquieu, iklimin toplum yapısı, dini, yaşam alışkanlıkları, örf ve adetleri üzerindeki etkisinden daha o zamanlar bahsetmiştir (Bottomore, Nısbet,2006:35). Örneğin Kulp’un köylerinde yaşayan insanlar hem coğrafi yapının dağlık ve engebeli olması, hem de sürekli hayvancılıkla uğraşmaları nedeniyle eskiden şalvar giyerlerdi. Şalvar, ayak kısmında dar, yukarıya doğru çıkıldıkça genişleyen bir kesime sahiptir. Bunun nedenine baktığımızda ayak kısmındaki darlığın temel nedeni sürekli dışarıda çalışan ve çalılıklar arasında gezinen bireyin böcek türlerinden korunmak için geliştirdiği bir yöntemdir. Ayak kısmındaki darlık nedeniyle herhangi bir böcek türü bireyin vücudunda dolaşmamakta ve bireye herhangi bir zarar verememektedir. Ayrıca şalvarın yukarıya doğru genişlemesinin sebebi de bireyin rahat hareket etmesini sağlamaktır. Ayrıca mevsimlere göre güncel giysilerin giyinmesi de tamamen iklimle alakalı bir durumdur. Yaz aylarında sıcaklık değerlerinin yükselmesiyle beraber ince elbiseler giyilirken kış aylarında havaların soğuması nedeniyle kalın ve sıcak giysiler giyilmektedir.

Kulp ilçesinde genel olarak il merkezi ve diğer ilçelerde giyilen güncel elbiseler giyilmektedir. Özellikle ilçe merkezinde yaşayanların Kulp’a mal edilebilecek bir giyim alışkanlıkları bulunmamaktadır. İlçe merkezinde yaşayanlar tamamen ülke genelinde giyilen standart ve güncel giysiler kullanmaktadır. Ancak ilçeye bağlı köylerde durum biraz daha farklıdır. Hem yapılan ekonomik etkinliğin niteliği, hem de gelenek ve göreneklerce oluşmuş olan giyim alışkanlıkları Kulp’a özgü bir renk taşımaktadır. Özellikle yaşlı erkekler altta şalvar, üstte gömlek ve onun üzerine giyilmiş yelek ve başlarına da şapka ya da fes takmaktadır. Kadınlar ise genelde kapalı giysiler giymekte ve ayrıca başlarına da “tülbent” denen beyaz renkli örtü takmaktadır.


KAYNAKÇA
BOTTOMORE, T.-NISBET. R (2006), Sosyolojik Çözümlemenin Tarihi–1, İstanbul, Kırmızı
 
Vefa Akdoğan
 
Yorumlar
tabi bölgenin değişen koşulları da küreselleşmeden bağıntısız olarak incelenmemeli. bu denge soybilimsel araştırmalar açısından önemli.
Yusuf Yüksekdağ
marx: insanın yaşam koşulları onun düşünme biçimini belirler der. aynı sözü biraz değiştirerek insanın yaşam koşulları giyimini belirler diyebiliriz sanırım.. yazı için teşekkürler. değinmek istediğim bir husus var oda geleneksel giyim alışkanlıklarının yerini modern giyim alışkanlığına bıraktığını belirtirken buradaki temel dinamiklerden yetrince bahsetmediğiniz kanısındayım çünkü değişen dünya koşullarının (küreselleşme, tv, iletişim vs.) o bölge üzerindeki etkisi değilde bölgenin değişen koşulları daha iyi incelenebilinirdi bence ayrıca yöre insanının da giyim alışkanlıklarının değişmesine olan yaklaşımlarıyla daha güzel olabilirdi.. bu sayede salt giyim alışkanlıklarının değişmesinden haraketle bölgenin geçmiş-şimdiki fotoğrafı daha iyi ortaya çıkardı diye düşünüyotum.
hiwa
Tüm Yorumları Göster
 
 
Aziz Şeker
Can Küçükali
Delfin Rukal
Gündoğdu Yıldırım
Hamit Ölçer
Kemal Gökcan
Özgür Karakaya
Salim Çalık
Vefa Akdoğan
Yaşar İlbay
 
  Son 10 Yorum
a.ö. sosyal hizmet mezunları kpss ile atanır mı bilgi verirmisiniz...
beyaz melek eleştirinize bi kaç sene önce yazdığım yorumumu da okudum az önce ve yorumumun bazi tara...
2 yıllık bölüm hakkında açıkçası kafalar sisli, anlaşıldığı üzere devletin de belirlemiş olduğu birş...
ne kadar içten.. canım yandı okurken; pek akılcı olmadığı halde.....
Gazete gerçekten çok önemli. Ama internet çıktıktan sonra pek değeri kalmadığı açıkça ortada......
Bu vatana kıyılır mı be abi..? gerçekten anlamlı bir yazı.. ...
gerçekten çok güzel bir yazı.. ...
Sayın Gündoğdu Yıldırım, bende bu siteye "okumuyorsun Türkiyem" başlıklı bir yazı yazmıştım. ...
Türkiye'de yeterince siyasi parti bulunmaktadır. Farklı bir vizyonu yoksa, yeni bir misyonu yoksa ...
şu ana kadar iki partili sistem eğilimi üçüncü bir partiyi imkansız kılıyordu. sağ kendini akp'de bu...
 
 
 
 
Reklam
vermek
istiyorum!
 
© 2007 Her hakkı saklıdır • Yasal Uyarı ve Gizlilik Beyanı Tasarım ve Programlama bt2